28 Mart 2017 Salı

Bat Dünya Bat


   Kırsalda tıp okuyan gay mail atmış. Cevap atmak istemedim. Beni Amasya'da büyüten o blog ile tekrar iletişime geçmek, özgüven tahribatımı tekrar tekrar yaşamak kaldırabileceğim türden bir şey değil artık. Büyüdüğümle kalmak istedim. Yine gayleri o doktorbozuntusu kadar kimse anlamıyor bence. Okudukça eşcinselliğimin çocukluk sularında yeniden keşfe çıkıyorum. "Evet" diyorum bunu yaşadım. Evet çok sinirliyim. Evet onaylanmak istemem bundan. Evet. Haklı.
  

   Psikologlara sunum yaptım geçende. "Lgbti'ler ile çalışırken, lütfen onların çocukluktan bu yana neler ile karşılaştığını önemseyin, onların sosyalleşme araçlarını kullanın, farkedin, keşfedin, o zaman gerçekten çalışmış olursunuz. İsterseniz çıkışta birkaç blog önerisi verebilirim." dedim. Ne de olsa doktorun hakkını yememek lazım. Doktorları bilirsiniz, bildiğini satmak isterler, saygınlık isterler, yüzümüze tükürülsün isterler.
  

   Neyse konuyu dağıtmayalım, kırsalda'n öğrendiğim bir şey vardı; gaylerin açık olabilme zorluğu, bunu birkaç kere Ceyda ve G. ile tartıştık hatta. "İnsanlara asılsın, istemiyorum." konusu. Aslında asılmıyorlar, hayatlarında kendilerine bile açılamamışken karşısındakini kimliğini merak edip, onun üzerine oynuyorlar. Buna benzer şeyler öğrendim ondan. 

   Twitter'dan, oldukça beğendiğim, paylaşımları ilgimi çektiği bir çocuğa, abdurrahman'ın araba aldığını duyup, Yakup'u da Kızılay'da sevgilisi ile görünce, kendimi kesmemek için yazdım. "Gayler yaşlanınca ne yapacak?" Çocuk şu an gerginim sonra konuşalım dedi. Birkaç dakika sonra sevgilisi olduğunu düşündüğüm bir hesaptan, "takip ettiğiniz herkese yazıyor musunuz?" diye yazdı. Neyse ne., engellendim. Gruba yazdım sonra, "bana insanlara asılıyorsun" dediler. Sizin de aşık olduklarınız araba alıp, sevgili edinip başkaları ile evlenmiyor. 

  Melahat işten çıkınca, evinde geçirdiğim bir gecede, konudan kısık sesle bahsettim. Melahat ve Gözde, "yaptığının asılmak olduğunu mu düşünüyorsun? Aslında adamın sevgilisi senin özel hayatına saldırı da bulunmuş, senin attığın mesajları nasıl okuyabilip sana hesap soruyor" dedi. Lezbiyenleri ve dünyadaki eşcinselleri yine sevdim. Kırsalda tıp okuyan gay iyi biliyordu. Biz tam olarak kendimizi anlatamadık , anlatamayacağız, 

  Birkaç gün sonra sevimli bear abimiz engeli kaldırıp yazdı bana. Ben de sevgiliniz var, üstelik başka birilerinin hesabımı okuması hoşuma gitmiyor deyip, kibar davrandım. İstersen sevgilin ile size rakı ısmarlayabilirim dedim. iyi niyeti elden bırakmamak adına. Neyse, biraz daha konuşmaya çalıştıktan sonra "gerçekten rahatsız oluyorum, boşver yazma, " dedikten sonra "küçük prens'i okudun mu?" deyip cevabı beklemeden, engelledi beni. Köpürdüm. Köpürdüğüm ile kaldım. Durun ama bekleyin !

  Sudem Meyhanesi'nde içiyoruz. Rakı felan. İçki güzel. Burcu İstanbul'dan gelmiş. Yanında gerzek birini getirmiş. Gerzeğin de Ankara'dan bir arkadaşı. İflah olmaz bir bear. Danışman ama söylemiyor masadakilere. Eren ile Ceydaları çağırdım. Bizim danışman, gerzek arkadaşa yürüyor. Bildiğin yürüyor. Üstelik beinm farkettiğimi Eren de farketti. "Ama ben kimseye siz heterolar asılıyorsunuz birbirinize." demiyorum. Çocuk bizden sıkılıyor belli. Gerzeği sikecek. Dersim, sosyalizm, geveleyip duruyor, Bir Dersim Hikayesi kitabından haberi olmadan. Benim için sadece bir meta olarak kalıyor.  Eren ile Ceyda geliyor, öykü yazma, twitterdan konuşuyoruz. Yazıştığım çocuğu anlatmıyorum. Danışman, müzikten ve içkiden gitmiş, hüzünlere dalmışlar, "ah ah ülkeye sosyalizm gelemedi" 80ler ağıdı gibi. Cıvık. 

  Eve gittiğimde, ağlıyorum. Eren, "şenol ne salak" dedikten sonra. Niye ki, aynısını ben yapsam şimdiye adım sapığa çıkardı o masada dedim. lgbti'leri seviyorum ama bana asılmasalar keşke. Eren anlamadı. Geçti uyudu. O gün geliyor kırsal maili. 

   Amasya iyi geliyor, atelye ayağına, Cansu'yu, Diren'i, Büşra'yı görmek rahatlatıyor. Nuriye değişmemiş. Amasya'da zaman akmamış. Yine de huzurluyum. Melek ile içtik. Atelye'ye Komünist Partililer aynı saate etkinlik koyuyorlar. "Lan dümbük herifler, ben burada memur iken, 1 mayıs için benden az mı destek aldınız,?" böğürtüsü içimde. Kinem demek ki bana iyi davranması yalanmış. Yakup derdi, "Solcular da sevmiyor sizi oğlum, kürtler de. Belki lezbiyenleri sevebilirler."   Yakup dünyaya derin öfkeydi. Alaydı.

  Kandırılıyoruz. Bireysel olarak da tanınmıyoruz, bari kurumsal olarak tanıyın. Kimse de gelmiyor. 10 kişi. Aradıklarım da gelmemiş. Artık ben de kimseye dönmeyeceğim. Görmeye gitmeyeceğim. Ankara'ya gelirlerse. Araştırmalarına katkı beklerlese, sevgilileri ile ayrıldıklarında, yalnızlık hissettiklerinde yokum. Geberin.  Amasya'ya sosyalizm gelirse gitmeyeceğim bana ne. 

  Döndüğümde, Abdurrahman araba almış diyor Eren. Yolda katarin atmama rağmen içiyorum. Ölsem. Dünya bu işte, lubunyanın kaderi, ya  benim gibi açık oynayacak kartları, o zaman sikik komünist parti ve bir zamanlar dayanıştığın arkadaşların da gelmeyecek, yalnız kalacaksın, ya da abdurrahman gibi kariyer yapıp, açık etmeden kendini, araba alacaksın, bat dünya bat!   

   Sabahında, twitterdaki yazıştığım herifi hastanemde görüyorum. Kalbim küt küt. İnanılmaz. Telefon ile konuşuyor. Yanına gidiyorum telefonu kapattıktan. "Oğuz merhaba, küçük prens'i okudum, evet, kendine iyi bak" diyorum. Arkamı dönüyorum. Bir doktor selam veriyor. Görüyor Oğuz bunu. hissediyorum.