5 Mayıs 2017 Cuma

Demagoji


                      -     bu ses kayıtları neden sadece gay seksi, sence bu sanat mı?
                     -    heteroları üzmeyelim, yan yana yürümeyelim, onların görebileceği yerde sevişmeyelim, saklanalım , koş hadi koş saklanalım
                                                       weekend, andrew heihg, 2011



 O doktorun üstünde iken, "bana bir iyilik yap, beni bir daha arama" dedim. "Hastasın sen". Hasta, normal değilsin, marjinalsin, değişiksin, tuhafsın, dengesizsin, tutarsızsın, dinlemedim. Evine baktım. Bu sefer toplanmıştı. İşlevselliği artmış. Demek ki artık kendini kabullenme sürecine girmiş, bir özgüven gelmiş. Partnerine "hastasın" diyecek kadar da erkekliğini yitirmeyecek. Yaptığı fare deneylerini "bilim" için feda edecek. Kutsal görev. Bağlı olduğu sol partide koştururken "ibne" olduğundan bahsetmeyecek. Daha da acısı ne biliyor musun? Evden çıkarken; tam kapı ağzında, gece iken, Ankara'da "iyi aileler" uyurken, ablasının, Eskişehir'de bir ünlü sosyolog olduğunu, LGBTİ Hareketi içerisindeymiş, "Seni biliyor mu?" dedim uykulu. Yok bilse, bilmem ne tepki verir? 

Yıllar önce, gerizekalı bir akademisyenin dersinde; "benim hoşgörüm var, ama komuşum transeksüel olursa oğlumu onunla görüştürür müyüm bilmiyorum?" deyince, dersi sabote etmekten kendimi okulun disiplin kurulunda bulmuştum. 

Düşünsene bir kadın, böyle sunumlar yapıyor, ne kadar duyarlı olduğunu, Eskişehir'de götten küçük lgbti derneğine destek veriyor, ama kardeşinin kendisine açılmasını sağlamayacak kadar muhafazakar. 

Üzülemedim bile. Sarı bornozu vardı, ablasının. Kullanırdım. Sarı bornozu artık ablana verme; mazallah seni filan anlar, "bilim" insanı çizgisinden kayarsınız. Çıktım. Ağlamadım bile. O kadar. 

Geçen gün acile gittim. Bok pusür. Midem bozulmuş. Çalıştığım hastanenin aciline. Bağrı bağrı sancı içimde. Ne oldu biliyor musun? Kaç aydır "gay" olduğunu düşündüğüm, bir doktorun nöbetiymiş, refleksif sıramı beklerken, beni görünce şaşırdı ve ne yaptı? Yüzünü çevirdi. Sancı sancı. "Deniz, bakar mısın Tarık Bey'e?" dedi yanındaki arkadaşına. Bey'i ses tonundan anladım. 

Çünkü bana bakarsa, saklamaya çalıştığı feminenliği ortaya çıkacak, herkes bir dakika, "ibne" diye parmak gösterecek, bir dakika siz sikişiyor musunuz diyecek, 

İki gün deliksiz uyudum. Evden çıkmadım. Beraber yazıldığımız kursa bana sormadan program değiştiren arkadaşımın bu tavrını "gay"liğime bağladım. Çalışma arkadaşımın bana artık gizlemediği nefreti "ermeni soykırımına inanıyor musun? Ülkede savaş çıksa kaçar mıısın? Hani Suriyeli Mültecileri savunuyorsun ya"ni gayliğime bağladım. Ablamın durmadan benden para istemesini "gay"liğime bağladım. Eren'in iki gün ben sürünürken Abdurrahman ile görüşmesini "gay"liğime bağladım. Her şey gaylikti. Buralar eskiden gaylikti. 

Öykü yazma kursundan ayrıldım iyileşince. 1 Mayıs'a çıktım. "yazmak, direnmeyince yazmak olmuyordu." Eren ile kavga ettim. Çalışma arkadaşımı, sorumluma dert yakındım. Büyülü Fener'de bütün filmleri izledim. Umut, ile toplantı yaptık. Danışma maillerini tekrar aldım. Melahat ile buluştum. Son bir yılda ne kadar yaşlandığını fark ettim onun. Bu sikik toplumda lezbiyen olduğu yetmiyormuş gibi bir de o "hak" temelli lgbti derneği de harcadı onu. 
Bira içtik. Bir yerlerde cranberries "ordinary day" şarkısı çalıyordu. 

-"Eskiden çok severdim, bu kadını." dedi melahat.
- "Güzel gruptu, Lisede iken Ouz severdi," demedim. Yandaki Ayıya baktım inadına. İnadına kestim.