3 Haziran 2017 Cumartesi

Çokonat


Hala okuyor mu bilmiyorum, (bundan haberi yok,) ona ithaf ediyorum ;
                                                                                     Ouz'a, 

   Onu çok severdim, aşk anlatılır mı, seviyordum işte. Sevgi değil belki de. Birileri babandan bulamadığını onda bulmuşsun demişti. Küstah. Eşcinselliğin başarısız freud yorumu. Sevmek çok zordu, küçücük bedenimde köpüren bir şelale. 
                        (kafam güzel arada dağıtabilirim, özür ola, ) 

  Neyse işte, düşün düşün dünya kaç bucak. O dönemde daha bunlar kavga etmemişti, dershaneler duruyor daha. İlk sene kazanamamıştım, ablam vedat türkali "bir gün tek başına" kitabını okurken başıma dikilip, "önce o üniversite" demişti. Hani üniversite desen. öyle büyük değil, Mustafa Kemal, ilin tek üniversitesi, ataması olan sınıf öğretmenliği yazılacak, kazanamayınca abim dedi ki "bekle, seni okuturum," kavga edilmeyen dershaneye görüşmeye gittiydi, dershane dedi ki "Tarık iyidir, özel sınıfa da alırız, yurdumuz da var orada kalır". Yoksuluz ya hani, alacak beni, kendilerine katacaklar, Amerikalara götürüp okul boyatacaklar, 

    Okul lise kötü bittiydi, Ezgi dışında kimse ile pek fazla görüşmüyorum, hepsi kazanıp gitmiş, bir ben kalmışım ibneliğim ile. Esma vardı, arada onla haberleşiyorduk, ibnesiz. Ezgi ile mektuplaşıyoruz, SONBAHAR filmini izlemiş, "mutlaka izle" demişti, mutlu ezgi. Sonbahar filmi güzeldir o arası ayrı. Konumuza dönelim. 

  Ouz ile öyle lisede iken çok konuşmazdık. Yani beyaz müzik çaları vardı, onu verirdi sağolsun, acır mıydı ne? Çalmayı düşündüm birkaç kere. İşe girerken aldığım bankadan çeker çekmez gidip TEKNOSA filan dolanıp bulamadıydım aynısından. Ama ilk işim onu almak oldu. Ouz'unki kadar güzel değildi. 
  Bir baktım ki Ouz. Aynı dershane. Lisede gibi değil, daha bir kilo almış, boy desen efsane kaptan. İçim gitti piçe. Ablama sorsan "önce üniversite" der. Bir gömleği vardı, tanrı giydirmiş derdin, bir duruş ki sonradan çiçek. Hatta hiç unutmam (UNUTMUYORUM OROSPU ÇOCUKLARI, UNUTMUYORUM, )
 Kavga etmez iken hükümet yanlısı bir hoca "ay parçası" demişti. AyparçasıOuz. 
Çalışkanım, bir yandan da VEDAT türkali neymiş, haldur huldur okuma. İçine içine. Kimi bulursam, Arada bir sahafçı vardı hala durur, o verirdi bana ucuzundan. "İyi okursun" derdi. 
   Edebiyat çalışmaya gerek duymadım hatta. Vala bila. Yalan attı diyeceksiniz. Değil, şu an en saf halim sizinle. Buyrun sikiniz. AL SİK. 
   Okurken Ezgi'den de olacak, Sosyalizm filan öğreniyor insan. Ablam da Eğitim sen takılıyor. Aslında arıyordum, çok okumam ibneliğimi kabul etmemem, belki diyorum okuyarak bulurum, belki düzelir, Ouz'a kıyılmaz içim, akmaz, bir Sezen aksu şarkısı gibi eskimez. Yok düzelmiyor, Hamide lisede "Savcılığa veririm seni" demişti, Özgeler filan tuhaf tuhaf bakmıştı, Dedim fakirliğimden ibneliğim. Fakirim diye. Böyle boktan. (İĞRENÇ FAKİR EDEBİYATI)

   Sonra baktım olmuyor, otuzbir çekiyorum, Ouz Ouz diye kuduruyorum, Abim anlamıştı hatta, üniversiteye git hele sonra konuşuruz o konuları, demişti. O KONULAR. Bir gün gizli gizli Eğitim Sen'e gittim. Ezgi SOLCU ya sandım Eğitim Sen felan hani ne bileyim, solcular iyidir, yardımcı olur, Karşıma ilk çıkan bir öğretmene, bana yardımcı olur musunuz?efem, dedim. Hayat bu, o gün orada Cumali abi vardı, psikolog, anladı mı nedir? Hastaneye gel, Krize Müdahaleye. Gittim. Dedim, "Ben Ouz'a aşığım." 

  Dedi ki erkek o. Anlattı durdu. Öğrendik, ama "önce üniversite." Neyse ne. İbneliğin luzümu yok dedik. Çalışıyoruz, Hukuk bile gelir o çalışmaya. 

   Bunların yurduna yazıldıydım, Ablam önce üniversitelik için kabul ettiydi. Birkaç gün sonra Ouz da yazıldı. Kuduruyorum. Ay parçası diyen hoca, (Geçen gün rüyamda gördüm onu nedense, şimdi kaçmıştır ya da pazarda sebze satıyordur) organize ediyor bizleri, ders ders kaç para kaç. O anlamıştı ben de bir tripler, bir tripler, kasılıyorum Ouz'un yanında. Alınganız üstelik. Birkaç kişi takılyorum olmuyor, sonra kancık köpek gibi Ouz ile barışıyorum. 

   O da şimdi avukat olan bir kız ile çıkıyor. Makzume lisesi'nden. Taşaklı. İstanbul Üniversitesinde kız. Ouz da da onun ezikliği. Konuyu çok çarptık. Fakir edebiyatımıza dönelim. 

 Ben de para yok, yurdu çok okumaktan, çok çalışmaktan ücretsiz yazılmışız. Ah Cumali Abi, AH, "bu adamlar şerefsiz, gör bak yarın ülkeyi satarlar" derdin de umurum değildi, Ne ince adamdın, birkaç kere cumali abiden para alıyorum. Yemek de ısmarlıyor.  Anlatıyorum ona her şeyi. 

 Onun için Ouz faşist. Hikmet Sami Türk'e suikast düzenleyen bir kız vardı, Ölüm oruçları felan anlatıyor. SolAhlakçı Adam. Böyledir böyle. "Sen bir duvara aşık olmuşsun ama normal çünkü bu çevrede küçük çevrede kime aşık olacaktın?" derdi. 

  Ankara var , Anti - militarist, barış diyen bir lgbti örgütü var, (Canım benim, sanıyor ki çiçek böcek, yok öyle değil abim benim, sendikayı tuttukları gibi oraları da tutmuşlar, sikerler, ) gözümü bürüyor, daha çok çalışıyorum, 

  Neyse ne , Ouz çokonat yerdi çok. Her sabah, çokonat ile başlardı. Bir de çay. Severdi piç. Ben de de para yok. Ouz birkaç kere sorun olur mu lan deyip şey ettiydi de ben hani müzik çalarına dadandım bir de çokonat tık olmaz. Yalan uyduruyoruz. SolcuAhlakçıyız Kızım. Ne sandınız. 

  Bir gün ne olduysa, canım çok çekiyor, azıyorum da ondandır, Ouz böyle çokonat yiyor, reklam gibi, biscolata vardı ya öyle. (umarım okumuyordur şimdi.)  Sabah böyle güzel, kızışan kediler, Hükümetşakşakcısı hocalar bunların dönemi ya güldür güldür neşe, tıkırında kızım işler. 

   Ouz böyle yiyor felan. Kuduruyorum Orospu. Kantinden Ouz gidince, çokonat çalıyorum. Bir anda. Liseden çıkmış çocuk. Hırsız. Solculuğa da ters bak. EZGİ de kızacak. Görüyor adam. (Hatırlamıyorum buraları. Adam kimdi, neydi?)
Korkuyorum. Bir şey demiyor. Hissediyorum. Hemen bir köşede hayvanca yiyorum. OTOBÜS filminde et yeme sahnesi var ya (İZLEYİN OROSPULAR) öyle. Hızlı hızlı. 
 Yedikten sonra beni bir pişmanlıktır sarıyor. Yurdu felan bırakayım olmaz, Ayparçası diyen dümdük de şimdi parasız almış beni, ayıp olur. Ouz'a bakamıyorum. "Ouz da anlamıyor, ne oldu deyip duruyor," sonra sonra güç bela adama gidip parayı veriyorum, adam sorun değil ama bir daha yapma diye geveliyor. Almıyor parayı. Olmuyor. Rahatlamıyorum. 

 Cumali abiye de gitmiyorum. Abartıyorum. Taktım. Sonra ibneliğin luzümü var. Adama Nasıl söyledim ne cesaret, "istersen senin çikolatanı yiyeyim" diyorum. İğrencim. Adam kovuyor. Ouz'a bakamıyorum. Ouz hala çokonat çokonat. 

  Adam bir gün iyi değil miydi neydi? kabul ediyor orospuçocuğu. Sınav çıkışı. Kimsecikler yok. Bekliyoruz. Orospuluk da var serde. Çıkartıyor yarağını. Allahım nasıl kokuyor.? Dayıyor ağzıma. Gidip geliyor, patlıyor ağzıma. "Yut lan yut" diye bağırıyor. İbneyiz ama bilmiyoruz tabi.. Yutuyorum. Hemen ardından çokonat ve su uzatıyor. 
   
    Hiç yemedim çokonat. Kazandım Ankara'yı. Ouz gitti yakup geldi. Ouz da siktir etmişti beni. Zaten soğumuştum. Çokonat yüzünden. İlk Amasya'da tattım. Yıllar sonra yediğimde o lanet tat geliyor mu diye kontrol ettim. Geliyordu. 
    Hep yerim çokonat, bir gün biliyorum ki o tat gelmeyecek. O yüzden her gün olmasa da ne zaman aklıma düşse yerim. 

   Bunu kimseye anlatmadım. Ölen psikolog adama anlatacaktım öldü. 
   Bugün o manyakpsikopat psikiyatri denen Mirbey'e siktirdim. Dedim ki "Allah eğer varsa, bize yedirdiği yarakların hesabını sormayacak mı? " Her şeyin bu kadar alt üst olması neden peki diye de sordum. O da bilmiyormuş. Ölünce görecekmişiz. 

   Böyledir BÖYLE. Önce üniversite abla. 

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder